Havanın sıcaklığı ile birlikte artık tatil moduna yavaş yavaş girerken,gayet güzel bir organizasyonu geride bıraktık. Aslında böyle buluşmaları kendi açımdan ara sıra sahil yapıp nefes almak gibi görüyorum. Öncelikle tüm sponsorlara ve organizasyon ekibine ve tabiki Arda Kutsal'a teşekkürlerimizi sunuyoruz. Aslında bukadar çok kişinin tatil moduna girmişken toplanabileceği hakkında şüphelerim vardı ama iyiki yanılmışım dedim içimden. Dostlarla buluşmak projeleri konuşmak ve yeni fikirlerle dolmak gerçekten çok güzeldi.

Programa ait genel bilgilerden sonra aldığım ve bir kaç notu sizinle paylaşmak istiyorum. Öncelikle Arda'nın paylaştığı bazı rakamlar vardı. Sektörü takip edenler için önemli görüyorum. Tabiki bu rakamlar şuanda artan bir internet trendini gösteriyor ve gayet sevindirici.

Türkiyede 26 Milyon İnternet kullanıcısı var.

Bu kullanıcıların,

% 77 16 - 34 yaş aralığında

% 45 16 - 24 yaş aralığında

% 39 İngilizce konuşuyor. ( Facebook'un ülkemizde bukadar çok kullanılmasının nedenlerinden biri )

% 39,2 blog sahibi

% 66 sosyal ağlarda profili var

% 48,4 fotoğraf paylaşıyor

% 41,2 video paylaşıyor

% 93,4 online video seyrediyor

% 69,6 aktif kullanıcı

Türkiye'deki E-Ticaret pazarı 2007 yılında 3,3 milyar $ olarak hesaplanmış

Bu sayının 2010'da 10 milyar $ olabileceği öngörülüyor.

Tabiki bu sayı gittikçe artıcak çünkü yeni doğan nesil artık bilgisayar ve interneti daha erken tanıyor. İnternetteki alışveriş sistemlerine daha fazla güveniyor veya nasıl yapılabileceğini daha kolay çözüyor. Yani asıl müşterilerimiz yavaş yavaş büyüyor ve bunlar üniversiteden sonra iş bulup para kazanmaya başlayacaklar ki büyük ihtimalle kredi kartları da olacak. Onun için bu sayı 2015 lerde belki belli bir doyum noktasına ulaşıp artma hızında sabitlenme olabilir.

Sosyal Platformlar ve Sosyal Medyada Pazarlama otorumu biraz kısa sürdü. Tabiki konuştukça bitecek gibi bir konu da değil. Ama değişen trendlerde yenilikler pek konuşulamadı. En sonunda Özgür Alaz'ın kapanış cümlesi bence çok önemliydi. Hatta bu konuda ayrı bir oturum dahi yapılabilir. Özgür Alaz, yeni trendlerde network ve sosyal ağlarda kurumsal yapımızdaki şirketimizi ifade etmeye, bu sosyal ağlara taşımaya çalışıyoruz, ama kurumsal yapımızın kendisi de sosyal ağa dönüşebilir dedi. Yani kurumsal web sitemizi bir sosyal ağ yapabiliriz. Bu konuda ilerleyen zamanlarda değinmeyi düşünüyorum. Onun için şimdilik okıyanların kafasına bir kurt atalım yeter :)

Bir diğer önemli konu da kanayan yaramız, youtube vb sitelerin kapatılması ve internet hukuku. Oturum gayet neşeli ve eğlenceli geçti. Oturumda konuşmacılar neşeli ve espirili insanlardı ama anlatıkları fıkra değildi. Acı ama gerçek ! hikayelerden bahsettiler.Burda bahsetmekten ziyade kendi kulaklarınızla duymanız en iyisi. Yakında Arda'nın haber verdiği www.webrazzi.tv adresinde tüm meetup'ın videoları yayınlamaya başlayacakmış. Oraya bakmanızı tavsiye ederim.

Emre Sokullu'nun CEO'su olduğu Grou.ps projesinin dünya lansmanını da Türkiye'de yapması kuşkusuz sevinç verici bir olaydı. 1,1 Milyon $ bütçeye ulaşmaları da gurur verici. Belki Türkiye'den dünyayı sarsacak bir proje çıkmasa da elçilerimizden böyle büyük projeler çıkması bizi cesaretlendiriyor. http://grou.ps adresinden kendinize grup oluşturabilirsiniz.

En son bahsedeceğim nokta ise TechCrunch Avrupa ayağı temsilcisi Mike Butcher'ın konuşması. Genel olarak dünyadaki Venture Capital yatırımlarının geçen seneye oranla düştüğünden bahsetti. Konuyla ilgili Erick Schonfeld'ın kaleme aldığı güzel bir yazıyı ' The “Crisis” In Venture Capital' okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca bahsettiği bir diğer önemli nokta ise önemli olan sosyal ağ kurmak değil önemli olan data elde edilebilecek bir sistem kurmak olduğunu söyledi. Elbetteki hatırlayacaksınız yıllar önce Seth Godin " Yahoo 'ya hayret ediyorum. Ellerinde bukadar insanın datası var ama onlar bu dataları bir türlü marketing faaliyetleri için değerlendiremiyorlar " demişti. Artık davranış pazarlamasının konuşulup tüm sistemlerin bunun üzerine kurgulandığı bir zamanda yaptığımız projelerde ilk değerlendireceğimiz noktalardan biri bu aslında.

Evet güzel bir organizasyonun ardından güzel ve doyurucu paylaşımlarla sezonu yaz sezonuna devredip rahatça tatile gidebilirim diye düşünüyorum :)

Sağlıcakla kalın


"Ayrılıkları severim, tekrar buluşmanın sevincini yaşamak için" dediğinde galiba şair haklıydı.

istanbul


Evet uzun zaman oldu markalar & fikirler bloguma yazmayalı. Biraz vakitsiz ve habersiz bir ara için okuyucularımdan özür diliyorum. Fakat tekrar buluşmanın ve "Merhaba" demenin de sevincini ve heyecanını yaşıyorum.İnternet sektörü içinde olanlar çok iyi biliyorlar, öyle hızlı ve yoğun uğraşı gerektiren bir sektör ki; stresten bazen ne yaptığınızı veya nerde olduğunuzu dahi unutabiliyorsunuz. Benimki de bu yoğun ortamdan biraz sıyrılıp bekleyen projeleri hayata geçirmem ve biraz kafa dinleyeceksem şimdi zamanı diye düşündüğüm bir zaman dilimi oldu. Ama bazı yazılarıma gelen spam yorumlar aslında beni kendime getirdi."Yazmak gerekiyor demekki"dedim. Velhasıl yazmadan olmuyor.

having fun like kids

İnternet, yeni teknolojilerle birlikte ciddi prodüksüyonların birleşimi ile artık televiziyonlar gibi bir eğlence sektörü haline geldi neredeyse. Televiziyonculuğun en kötü noktalarından biri sürekliliğin sağlanmasıdır.Mesela 10 dakikalık bir proje için büyük uğraşlarla büyük paralar yatırırsınız, castlar ayarlanır,günlerce çekimler yaparsınız, post-production çalışmaları ve diğer uğraşılar sonucunda izleyiciler 10 izlerler, keyif alırlar ve olay biter. Yarın tekrar yeni şeyler sunmanız gerekir. Her defasında önceki verdiğiniz keyifi vermeniz gerekir eğer vermezseniz gözden düşersiniz. Yani televiziyonculuk hortum gibidir, yaptığınız herşeyi yutar, sadece ayakta kalanlar kazanır.İnternet henüz olması gereken kıvama gelmedi ama her geçen gün çok güzel şeyler oluyor. Bu da tabiki tüketicileri sevindirdiği gibi üreticiler olarak bizi daha da heyecanlandırıyor. Aslında çok ta uzatmadan bir kaç farklı konuya değinmek istiyorum.

Sevindiren gelişmelerden ilki olarak Blog ödüllerinden bahsetmek istiyorum. Belkide geç kalınmış bir organizasyon ama önemli ve olması gereken bir organizasyondu. Önümüzdeki seneler belki ödül kategorileri daha da genişletilirse daha da güzel olacağını düşünüyorum.Neyse sözü uzatmadan ödül kazanan blogları canı gönülden kutluyorum. Hangi kategori olursa olsun, internetin bir paylaşım aracı olması aksiyonu gitgide yayılıyor demek.Benim özellikle tebrik etmek istediğim bir kaç blog var. fikiratolyesi.com 'dan Tunç Kılınç Bey'i , elmaaltshift.blogspot.com 'dan Fırat Yıldız Bey'i, selimtuncer.blogspot.com 'dan A. Selim Tuncer Bey'i ve webrazzi.com 'dan Arda Kutsal Bey'i canı gönülden tebrik ediyorum.

Bahsedeceğim bir sonraki konu 41? 29!'un herşeyi yerinde kullanılmış ve çok güzel planlanmış projesi Yaman Gezgin Kayboldu.2006'da Volvo'nun The Pirates Of The Caribbean filminin lansmanı yapılırken bir 4x4'ü gömdüğü ve tüm dünyada oynattığı online oyun ile bulana hediye ettiği XC90 muhteşem proje aklıma geldi.

pirates

Yaman Gezgin Kayboldu projesi de dünya çapında oynanmasa da Türkiye çapında kullanılan yöntem olarak bir ilk.Çok başarılı bir proje. 41? 29! ekibini tebrik eder, macera arayanları heyecana katılmalarını tavsiye ediyorum. Macera bol, heyecan gırla, hediyeler kıyak, daha ne duruyorsunuz?

yamangezgin

Web sitesi: http://www.yamangezginkayboldu.com Yaman gezgin blogu: http://www.yamangezgin.combu arada Selim beyin Yaman Gezgin kaybolurken Coco Star kimliğini mi buluyor?yazısını da mutlaka okuyun.


Bahsedeceğim bir sonraki konu ise gitmeyi düşündüğüm film.Iron Man.

ironman1

Marvel serisine meraklılar için ki bunların arasında ben de varım, kaçırılmayacak bir film diye düşünüyorum. Trailer heyecan veriyor.

Gitmeden önce genelde filmlerin web sitelerini incelerim. http://ironmanmovie.marvel.com Acaba webi nasıl kullanmışlar diye. Sadece grafiklerin iyi olması sitenin iyi olduğu anlamına gelmiyor.Film sitelerinde genelde paylaşım olarak sadece wallpaperlar,iconlar, fotoğraflar felan bulunuyor. Yani paylaşım genelde hep tek taraflı oluyor.Kullanıcılardan gelenleri paylaşmayı genelde denemiyorlar. Fakat Iron Man bunu güzelce başarmış.

iron2

Siteye girdikten sonra Fan Art bölümüne girerseniz, kullanıcıların çizimlerini gönderdiklerini ve yayınladıklarını göreceksiniz. Cartoon çizimi yapmak hayli zor bi iş fakat gönderilen sayılara bakarsanız gayet çok. Sonuç olarak internetin nimetlerinden güzel yararlanan Iron Man bence Spider Man'den daha fazla izlenme rekorları kıracak ve kafalara daha kolay oturacak.Iron Man fenomeni başladı diyebiliriz.

Son olarak ta güzel bir viral videoyu paylaşıp bir sonraki yazıda görüşmek üzere diyorum. Kendinize iyi bakın.


Su viral
Uploaded by ibrahimulga

"Arkadaşların birbiriyle iletişime geçebileceği bir sistem olarak gelişen ve 15 milyar dolarlık piyasa değerine erişen Facebook’un Türkiye versiyonu mondus.net, Şubat ayından beri erişime hazır.

Facebook sosyal ağ modelini Türkiye’de ‘mondus.net’ adıyla yaklaşık 9 ay önce hayata geçiren Cem Sertoğlu, Facebook’un ileride bir çöpçatan sitesine dönüşebileceğini söyledi. Sertoğlu, Türk kullanıcıların eski sosyal ağ kullanım alışkanlıklarını Facebook’da da devam ettirdiklerini belirtti ve “Birden fazla insan bir kişi adına profil yaratıyor Facebook’da. Kafa karıştırıyor. İnsanlar arkadaşlarını ekledik sanarken tanımadıkları kişlerle bağlantıya geçiyorlar. Hiçbir kimlik doğrulama sistemi olmadığı için Türk kullanıcısının bunun önüne geçmesi zor”dedi.
Mondus’u Facebook gibi network’ler üzerine inşa ettiklerini belirten Sertoğlu, e-mail adresi bazında insanların doğrulanmış şekilde üye olmalarını sağladıklarını belirtti ve ileride ekleyecekleri güvenlik sistemlerini, “Kısa vadede cep telefonlarıyla kimlik doğrulama, bir ileri safhada TC kimlik no’larıyla kimlik doğrulaması opsiyonlarını yapacağız” sözleriyle anlattı.

Bugüne kadar Mondus’un 17 bin 500 üyeye eriştiğini belirten Sertoğlu, Facebook’un bir sosyal ağ içinde neler olabileceği konusunda Türk kullanıcısının ufkunu açtığını da ifade etti."

Haberi önce Marketing Türkiye'de gördüm ve sonra bir yanlışlık var galiba deyip ntvmsnbc.com'da orjinalini okudum ama aynı şey orda da yazıyordu.

Mondus.net'in facebook olmasına gerek var mı? Bu konuya aşağıda daha geniş değinicem ama haberin yapılış şekli üzerinde durmak istiyorum biraz.Facebook'un handikapları olarak Türk insanına pek uymadığı noktasında "İnsanlar arkadaşlarını ekledik sanarken tanımadıkları kişlerle bağlantıya geçiyorlar" deniyor ve bunu aşmak için kimlik doğrulama çözümleri getiriliyor.Bence burda sorun bizim insanımızın interneti algılama biçimi ile alakalı, kimliğini gerçek olarak vermesinde değil.Kişi gerçek kimliğini veriyor ama siteyi hala çöpçatan olarak kullanıyor, bunun önüne geçmek gerek asıl.Geçenlerde bir sohbette twitter'ı bizim Türklerin bir sitede anlık chat olarak kullandıklarından bahsetmişti bir arkadaş bizde gülmüştük.

Biz Türk haklı olarak sosyalleşme sitelerinin bizim gerçek ismimize nasıl katkı yapabileceğini henüz öğrenmedik.Site kurucu ve yöneticileri olarak ta insanımıza bunu öğretemedik.Seviyeli kitle ile chat olarak kullanıcı kitlesini ayırıcı bir konsept düşünmedik.

İkinci olarak ta Türkiye'deki web 2.0 uygulamaları yabancı uygulamaların aynen taklidi olmak zorunda değil.Bir youtube açmaya gerek te yok aslında.Youtube ile büyüyen video ile iletişim trendini kullanıp sektörde ve üründe kırılmalar yakalanabilir.Bu kırılmaları kendi toplumsal değerlerimizle birleştirip bize özgü ürünler çıkabilir.Genel olarak Facebook Amerikan kültürü izlerini taşıyor bu uygulamanın aynısını Türkiye'de yapmaya çalışmak hiçbir zaman Facebook yapmayacaktır bizim uygulamamızı.Taklitten öteye gidemeyeceğiz ve orjinali orda dururken kaliteli insanlar niye taklidini kullansınlar ki?

Belkide kendi özümüzdeki bazı eklentilerle dünya çapında projeler bile çıkarabileceğiz.Haber yapılması gereken asıl konu bence Facebook 15 milyar $ ederken, bir benzeri olan ve bizim olan mondus.net kaç $ ediyor? Niye 15 milyar $ etmiyor? haberidir.

Ek olarak aşağıdaki soruya da bakabilirsiniz.

Marka konumlandırması bakımından Ülker ülkemizdeki en başarılı firmalardan biri.Ürünlerinde öncelikli olarak Ülker ismini ön plana çıkarmaktansa markalarını kendi isimleriyle marka haline getirmeyi başarıyor.

Bu sorun Pınar markasında daha öne çıkıyor. Pınar deyince akla gelen şeyler süt, süt ürünleri, sucuk, meyve suyu, su, hazır gıdalar vb. Pınar burada ciddi bir konumlanma problemi yaşıyor.Ürünler markanın ne yaptığıyla karışıyor.Akla tek bişey gelmiyor.

Ülker'de ise genelde akla bisküvi ve çikolata geliyor.Fakat ürün yelpazesi olarak neredeyse Pınar kadar farklı alanlarda ürünleri var.İşte başarı da burda gizli aslında. Her ürünün kendi ismi, karizması ve sloganı var.Bazı ürünlerin Ülker'in ürünü olduğunu duyduğumuzda şaşırıyoruz.

Bu ürünlerden başarılı bulduğum Alpella markasının reklamını beğenmiştim.

Genel olarak kendini tanıma ve gerçek yeteneklerini keşfetme konsepti üstünde duruyordu.Tv deki reklam çalışmasının ardından aynı konsepti devam ettirip tüketici kitlesine internetten ulaşmayı seçmişler.

www.alpellatutto.com sitesi ile kendini keşfetmek isteyenlere karakter testi yapıyorlar.Site tasarımı ve test gayet başarılı.Web dünyasında yeni sosyal ağlarda kendini keşfetme alanında birçok şey yapılabilir görünüyor.Gruplar oluşturma, api ler yazma vb.

(resmi büyütmek için resmin üzerine tıklayınız)

Agency: McCann Erickson, Honduras
Creative Director: Manuel Cruz
Art directors: Paul Hughes, Wilfredo Fuentes
Copywriter: Roberto Anduray
Photographer: Manuel Cruz

(resmi büyütmek için resmin üzerine tıklayınız)

Blood, Sweat, Tears, Champagne
Agency of the year 2006
Ineractive agency of the year 2006
Grand Effie of the year 2006

Agency: Shalmor Avnon Amichay / Young & Rubicam, Israel
Managing Creative Director: Gideon Amichay
Creative Director: Tzur Golan
Art Director: Shirly Bahar
Copywriter: Avital Pinchevsky

(resmi büyütmek için resmin üzerine tıklayınız)

Advertising Agency: DM9 DDB, Brazil

(resmi büyütmek için resmin üzerine tıklayınız)

With cigarettes, your life goes to ashes. ( sigara ile hayat küle döner )

Advertising Agency: Staff, Rio de Janeiro, Brazil


Little Monster - A funny movie is a click away


Hummer Commercial - The funniest home videos are here

(resmi büyütmek için resmin üzerine tıklayınız)

Ramazan boyunca yapılan oldukça ilginç bir reklam kampanyası yorumu size bırakıyorum.

Wudhu sebelum ibadah (wash yourself before you pray) (İbadet etmeden önce kendini temizle)
Dirikan sholat (pray to God) (Allah'a ibadet et)
Luruskan hati (keep your heart straight) (Kalbini dosdoğru olan yolda tut)
Puasa di bulan Ramadhan (fast during Ramadhan) (Ramazan boyunca oruç tut)
Zakat fitrah (give to the poor and needy) ( ihtiyaç sahibi ve fakir kimselere yardım et)

Advertising Agency: OgilvyOne Indonesia
Creative Director: David Lukas
Senior Copywriter: Shirley Christie
Copywriter: Anton Adinugroho


« 1 2 3 4 5»
Son Yorumlar
Nurettin Yorum23/11 19:42
zyb, yeni mobil sosyalleşme aracı
serseri19/11 23:45
web 2.0 Fotoğraf Düzenleme Siteleri
yoq may21/10 22:08
web 2.0 Fotoğraf Düzenleme Siteleri
fahrettin durukan29/08 18:40
zyb, yeni mobil sosyalleşme aracı
Ilgar Mirza15/08 08:45
TechCrunch & Webrazzi MeetUp İstanbul
Yazarlar
Blog Arşivi